Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Aralık, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Mürekkepbalığı Dergisinin İlk Sayısı Üzerine: Tristram Shandy Beyefendivari Bir Yazı

Biri bir cinayetten dönüyordu, şan getiren bir cinayetten Biriyse bir köleydi, kâğıtlar kalemler içinde
Edip Cansever, Umutsuzlar Parkı VIII

Kâğıtlar, kitaplar doldururdu bizi
Edip Cansever, Gökanlam IV


mürekkebin utandığını gördüm basılı kâğıtlarda
İsmet Özel, Propaganda

güneşin zekâsıyla doymak isterdim kaba solgun kâğıtlar sunardı şehrin insanı bana
İsmet Özel, Üç Firenk Havası - 2. Ölüm Cantabile


Ahh! Başlamak en zorudur, bileceksin... Hoş, bilmemkaç kuşağın gözleri önünde cereyan etmiş altmış yıllık bir Çetin Altan numarasını bilmez değiliz; "aslında bugün yazı yazmak gelmiyor içimden..."
Oysa benim durumum farklı, yazmak istiyorum, 'yazasım var'! Buna mukabil 'bütünlüklü' bir metinle karşı karşıya değilim. Yazmak istediğimşeybir 'dergi'. 
Şükür ki dergi denen güzelliğe yabancı biri değilim. Bu konudaki 'görgümün' çok da kötü olmadığına inanırım. (Sahi; bu durumu dert edinenler de var mı? Ya da; kaldı mı? Onca yoksulluk varken... Türkiye'de ya…

Dilek Emir'i Nasıl Keşfettim?

Dilek Emir1974 İzmit doğumlu. Boğaziçi Üniv. Ekonomi Bölümü’nden mezun. Notos'un veMurat Gülsoy'un yaratıcı yazarlık atölyelerine katılmış. (Birkaç yıl öncesine kadar sanal âlemde kendisiyle ilgili ulaşılabilen cüzi bilgilerden biri de “Birkaç senedir öykü yazmaya çalışıyor” cümlesiydi ki, aşağıda ifade edeceğim üzere bunun gerçeklerle pek bir alakası yoktu. Mütevazılık işte... Genç yazar hastalığı.)
Dilek Emir'i Notos'un 30. sayısındaki “Kırıntılar” öyküsüyle keşfetmiştim. Öyküyü okur okumaz, “Mutlaka önceki sayılarda da vardır, gözümden kaçmış kimi öyküleri...” diye düşünüpNotoskülliyatını yığmıştım hemen önüme.
Ve evet, yanılmamıştım.
İki farklı sayıda daha, toplamda üç öyküsünü (belki de ‘tekrar’) okumuştum. Bahse konu olan öyküler, 19. sayıdaki “Sarıda Geçseydim İyiydi” ve 26. sayıdaki “İncir Sütü” ile “Bugün Günlerden Ağaç” öyküleriydi.  Aferin bana, harika bir öykücü keşfetmiştim. Uzun zamandır çocuk/luk hallerini bu kadar güzel ve gerçekçi (hayalle dirsek temasını …

Şenlikli Bir Cenaze Merasimi

“Yakın ya da uzak geçmişte kimse,Concord’da kaldığı uzun süre boyuncaEmersonkadar onurlandırılmadı ve sevilmedi ya da orada yaşayan en önemli insan olarak görülmedi. Bu satırların yazarı 1883'teEmersoniçin yapılan ve köylerde yaşayan herkesin bir numaralı yurttaşlarına son saygılarını sunmak amacıyla trenler, vagonlar dolusu ya da kalabalıklar halinde yürüyerek katıldığı değişik, candan, neşeli cenaze töreninde bunu açıkça gördü. Bir yazın adamının ölümü üzerine düzenlenen yaşadığım en çarpıcı halk gösterisiydi bu.”

Henry James
***
Emerson için birkaç sözcük: Türkçe'de Emerson; http://www.nadirkitap.com/insanin-gorkemi-ralph-waldo-emerson-kitap3182943.html ve http://www.nadirkitap.com/ask-ralph-waldo-emerson-kitap3097575.html. Hepsi bu kadar, evet... Waldo sen neden Türkçe'de değilsin?! Ya da: Waldo sen neden hep yanlış yerdesin? O hapse sendegirecektin!
Ayrıca; mutlaka şuraya bakalım: http://www.rwe.org/ Ve şuraya da: http://mavimelek.com/ralph_waldo_emerson.htm
***
hamiş: Yukarıdaki gü…

Yazarlar, Mektuplar, Okurlar... ve Dostlar

“Kendini, büyük sırlar taşıyormuş gibi satmaktan daha kolay ne var dünyada?” (Herman Melville)


Hayatımın önemli bir bölümünü sevdiğim yazarlara mektup yazmakla, evet, heba ettim!
Uzun, daha uzun, çok daha uzun mektuplardı bunlar. Mektupların muhtevası garip bir şekilde gittikçe genişliyordu. Salinger'ın bu konuyla ilgili öğüdünden bihaber giriştiğim bu saçma eylem bir yerde tıkandı! Tıpkı Forrest Gump gibi, anlamsız bir koşuyu, daha da anlamsız bir 'duraklamayla' sonlandırdım.
Şimdi, burada 'ismini vermek istemediğim' çok sevgili bir yazarım, birgün, 'yazarlar ve mektuplar' hakkında bir yazı yazdı. Ve uzun uzadıya mektupların, mektup yazmanın, onlara cevap vermenin ne kadar önemli olduğundan bahsetti.
Büyük bir heyecanla elimdeki gazeteyi bir kenara bırakıp bilgisayarın karşına kuruldum. (Bazı yazarlara yazAmazdım! Pek azında varlığına şahitlik ettiğim o gizemli ihtişam beni korkuturdu.) Muhtaç olduğum kudret parmaklarımdaki taşralı tecessüsünde mevcuttu artık! …

"Crave" / Sarah Kane (1998)

Edötürün notu: “Tutku”’nun bu versiyonu, Sarah Kane tarafından metnin ilk haline  yapılan bazı küçük değişiklikleri de içererek ilk kez 2000 yılında Kane’in ölümünden kısa bir süre önce yeniden basıldı.  O yüzden her açıdan metnin son hali olarak kabul edilmelidir.


TUTKU

C benim için ölüsün. B Benim vasiyetimde Bunun da içine  edersen, ben de hayatın boyunca senin peşindeyim. C Beni  izliyor. Ne  istiyorsun? Ölmek. C Kentin dışında bir yerde anneme söyledim. Benim için ölüsün. B Hayır bu o değil. C Seni yitirmek zorunda kalmadan senden bağımsızlaşabilsem A Bazen bu olanaksızdır. M Herkese hamile olduğumu söylüyorum. Bana nasıl yaptığımı soruyorlar? Ne alıyorsun diyorlar. Bir şişe port şarabı ve ot içtiğimi ve bir yabancıyla yattığumı söylüyorum. B Hepsi yalan. C Sır saklamaya gereksinimi var ama elinde değil, dayanamayıp anlatıyor.. Bilmediğimizi sanıyor. İnan bana biliyoruz. M Çölde bir ses. Sonradan gelen biri. Arada bir şey var Bir engel A Hala burada. C Üç yaz önce yastaydım. . Hiç kimse ölm…