Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mayıs, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Üç Kıssalık Bir Sıska Hikâye

I.
Yemyeşil bir türkü gibi, göbekten göğ’se kadar, öldü milyonlarca çocuk, ferah bir sancıyla.

II.
Dördü kurtuldu içlerinden ve şiir kitapları gibi dizildiler, babasız bir fotoğrafın boşluğuna, sarışın, ‘ağlak’...

III.
Topuklarında kanlı bir azim, yürüdüler, Zürich’ten Berlin’e, sonunda, karlı bir yokuşta, düştüyalnızlık, şimdi kibrit kutularında yazılıdır adı.



‘Minimalizm’in Şafağı

Yinelemelerin sıkça kullanıldığı, değişimlerin ise uzun periyotlara yayıldığı minimalizm kategorisi La Monte Young, Terry Riley, Steve Reich ve Philip Glass’ın 1960'lardan itibaren ortaya koydukları devirsel şekilde yinelenen kalıplara dayalı eserleri için kullanılmaya başlandı.
Reich, terimi İngiliz besteci Michael Nyman’a atfeder. Glass'a göre ise ‘suçlu’ Tom Johnson’dır: “Bu kelimeyi o icat etti ve bu yüzden onu hiç affetmeyeceğim.”
Glass’a kulak vermeye devam edelim: “Terimin en kötü yanlarından biri, işiteceğiniz şeyi pek az tanımlayabilmesidir... 1976'dan itibaren geniş ölçekli müzik/tiyatro eserleri üzerinde çalışmaya başlamamla birlikte, o dönem benim için büyük ölçüde sona ermişti. Minimalizm estetiği ile müzik/tiyatronun taleplerinin yeterince uyuştuğunu pek sanmıyorum.”
Glass başka bir yerde de şöyle diyecektir: “Bu müziği bugün yazabileceğimi sanmıyorum ama hâlâ çalmaktan hoşlanıyorum.”
Glass, Reich, Young ve Riley’in kendilerini bu kategoriden uzak tutma çabaların…

Fotoğraflar (... - 2016)

Aşağıdaki fotoğrafları muhtelif yıllarda cep telefonum ile çektim. Herhangi bir iddia taşımıyorlar.
Mademki bu blog benim tarlamdır, onu bu kez de fotoğraflarımla süreyim dedim!











Bir Fotoğrafın Düşündürdükleri

Kumar oynuyorlardı, sigarasına. Uzun 2001: zamanın rûhu! Hemen herkes aynı sigarayı içiyordu. Ben Selço’nun (Selçuk abi) miçosu gibiyidim. Şans getireyim diye yanından ayırmıyordu beni. Oluşturdukları çemberde biri 52 kâğıtlarını karıyor ve sırasıyla herkes bir kâğıt ismi söylüyordu. Dağıtımda adı geçen kâğıt kimin önüne düşerse diğerleri paketlerinden birer sigara çıkartıp şanslı olana veriyorlardı. Selço, söyleme sırası ona geldiğinde ara ara bana soruyordu: sen söyle, hangisi olsun? Ben de hep aynı kâğıdı söylüyordum: sinek 5! –Sigaralar Selço’ya…
(Sinek 5’i seviyordum. Nedenini bilmiyorum. Sevgim başka bir şey düşünmeme engel olduğundan mıdır nedir, başka bir kâğıt ismini de tutamıyordum aklımda. İlk onu duymuşum ve hemen sevmişim demek ki. Böyle de çabuk aldanırım…)
Ne zaman sorsa, bir gerizekâlı edasıyla “sinek 5” diyordum. Kazanan için şahaneyken diğerleri için gıcık bir durumdu tabii. Bir süre sonra, çemberin içindeki tek çocuk yaştaki kişioğlunun, yani bendenizin, def’edilmesin…