Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2023 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Roni Margulies: Şair ve Komitacı

  Roni’nin vefatından sonra yazılanlara bakarken, bir okurunun şöyle yazmış olması beni üzdü:  "Roni Margulies göçmüş buralardan. Göçmendi zaten."  Bunu söyleyen kişinin Roni ile tanışıyor olduğunu söylemesi ayrıca üzücü. Herhalde hayat boyu kendisini en çok yaralayan şey tam da buydu. Yazılarında sık sık bu konuya değinir, kitaplarının “çeviri/yabancı yazarlar” bölümüne konmasından ne denli rahatsız olduğunu anlatıp durur, her seferinde kitaplarını alıp ‘doğru yere’ koyuşundan bahsederdi. Buna rağmen en rahat ettiği yerlerin havaalanları olduğunu söylemişti.  TK1980  adlı kitabı bu duygunun en güzel şiirlerini içerir. 1972'den sonra eğitim için gidip uzun yıllar yaşadığı Londra'da, kendi deyişiyle, "Avrupa kıtasını güneydoğu köşesinden kuzeybatı köşesine çaprazlama kesen hava sahalarının müdavimi" olmuştu.   Ne zaman ayak bassam Yeşilköy hava meydanına, Eylülse, açılmak üzereyse okullar yurtdışında, on yedi yaşında bir delikanlı arar gözlerim: Elinde ...

Bir Ardıç Kuşu Yaşadı

    Bu, hayatım boyunca yazdığım en zor ve ‘önemli’ yazı. Kötü bir rüyadan uyanıp ölüm haberini okuduğum  Engin Ardıç  hakkında. Üzerimdeki kesif hüzünle ne ölçüde hakkını verebilirim bilmiyorum ama  Ardıç Kuşu , bu dünyaya doğmuş olmaktan sonraki en değerli katkıyı sundu bana:  okumak.   2005-2006 filan olmalı... Lise bitmiş ve ben, nedense bir ‘eşik’ kabul ettiğim 20 yaşımın arifesinde, anlatması uzun sürecek meseleler yüzünden arkadaşsız kalmıştım ve fena halde başarısızdım. (Güncesinde  “ Bu yaşın hayatın en güzel dönemi olduğunu söyleyenlerin canına okurum!”  demişti ya Paul Nizan, işte öyle.) Üniversite sınavlarına hazırlanıyordum sözde ama onun da tadı yoktu. Ne olmak ya da ne yapmak istediğimi bilmiyordum. Hayat berbattı ve ben, o güne değin eksikliğini hissettiğim şeyin ne olduğu konusunda bir fikir sahibi bile değildim.   Oradan oraya, sersem gibi salınıp durduğum bir gün, güzel bir yaz günü olarak kalmış aklımda, yaşadığımız a...

Karacaoğlan’ın atı

  Behlül Dündar’a Son dönem Osmanlı aydınları ile başlayıp Cumhuriyet kadroları ile birlikte bir devlet politikasına dönüşen halk bilimi/folklor araştırmalarının en önemli kazanımlarından biri olan Karacaoğlan’a dair ilk yayının 1922’de Ali Rıza Yalman (sonra ‘Yalgın’) tarafından, Konya’da çıkan ‘Babalık’ gazetesinde yapıldığını biliyoruz. Yine, önemli ilk kitap yayını Konya’da öğretmen iken Sadettin Nüzhet (Ergun) tarafından, 1927’de yapılır. 50’li yıllara kadar İshak Refet’in (1933), Zihni Ardıç’ın (1936) ve Cahit Öztelli’nin (1952) Karacaoğlan’a dair yayınlarının öne çıktığını görüyoruz. Takip eden yıllardan günümüze değin Saim Sakaoğlu, M. Sabri Koz, Yaşar Kemal, Cevdet Kudret, Pertev Naili Boratav, Mustafa Necati Karaer, Müjgân Cunbur, Öner Yağcı, İlhan Başgöz, İsmail Görkem ve Erhan Çapraz gibi isimler yayımladıkları eserlerle Karacaoğlan külliyatı için önemli katkılar sundular.   Karacaoğlan deyince, 17. yüzyılın başlarından bugüne 400 yıllık bir efsaneden söz ediyoruz ...