Ana içeriğe atla

Exlibris Örnekleri

Çoğunluğunu 50watts.com’dan topladığım bu Exlibris örnekleri masaüstümde duruyordu. Ne olur ne olmaz, oldu da siteye bir şey oldu/ benim bilgisayara bir şey oldu diye düşünerek bir de burada dursunlar istedim. Aşağıda göreceğiniz üzere, sitenin hazine gibi bir koleksiyonu var. Böyle düzensiz değil, belki daha tematik iş’leri de zaman içinde yine bu başlıktan paylaşırım. Şimdilik bu kadar. (Resimleri, üzerlerine tıklayarak büyütebilirsiniz.)

━◎━

























































































































































































































































Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ergin Altay ile Rusçadan Türkçeye Çeviriler Üzerine Bir Röportaj / M. Milât Özçelik

Ergin Altay 1937'de Edirne'de doğdu. Babasının devlet memuru olması nedeniyle çocukluğu Anadolu'nun çeşitli kentlerinde geçti. 1953''te Kuleli Askeri Lisesi'ne girdi. Orada kendi isteğiyle yabancı dil olarak Rusça'yı seçti. 1956'da DTCF Rusça bölümünden mezun oldu. Askeri Lise'de Rusça öğretmenliği yanında Rusça'dan Türkçe'ye çeviri ile ilgilenmeye başladı. İlk çevirisi Yusuf  Ziya Ortaç'ın  "Akbaba"  dergisinde yayınlanan Zoşçenko'dan bir öyküdür. Daha sonraları özellikle Dostoyevski ve Tolstoy başta olmak üzere çeviriler yaptı. Puşkin, Gogol, Çehov, Gonçarov, Lermontov, Gorki, Bulgakov, Turgenyev çevirdiği diğer yazarlardandır. Mesleğini günümüzde de sürdürmektedir.  * Rusçadan Türkçeye çok sayıda kitap çevirdiniz. Neredeyse tüm klasik Rus edebiyatını sizin çevirilerinizden okumak mümkün. Rusça’dan Türkçe'ye yaptığınız çeviriler için neler söylemek istersiniz? Mütemadiyen karşı karşıya kaldığınız so...

Bir Ardıç Kuşu Yaşadı

    Bu, hayatım boyunca yazdığım en zor ve ‘önemli’ yazı. Kötü bir rüyadan uyanıp ölüm haberini okuduğum  Engin Ardıç  hakkında. Üzerimdeki kesif hüzünle ne ölçüde hakkını verebilirim bilmiyorum ama  Ardıç Kuşu , bu dünyaya doğmuş olmaktan sonraki en değerli katkıyı sundu bana:  okumak.   2005-2006 filan olmalı... Lise bitmiş ve ben, nedense bir ‘eşik’ kabul ettiğim 20 yaşımın arifesinde, anlatması uzun sürecek meseleler yüzünden arkadaşsız kalmıştım ve fena halde başarısızdım. (Güncesinde  “ Bu yaşın hayatın en güzel dönemi olduğunu söyleyenlerin canına okurum!”  demişti ya Paul Nizan, işte öyle.) Üniversite sınavlarına hazırlanıyordum sözde ama onun da tadı yoktu. Ne olmak ya da ne yapmak istediğimi bilmiyordum. Hayat berbattı ve ben, o güne değin eksikliğini hissettiğim şeyin ne olduğu konusunda bir fikir sahibi bile değildim.   Oradan oraya, sersem gibi salınıp durduğum bir gün, güzel bir yaz günü olarak kalmış aklımda, yaşadığımız a...

Annem, Sarah Kane ve Carol Ann Duffy

Bir tavsiye bekledim. Saygı duyabileceğim bir kadından. Bugüne kadar hep erkeklerden öğüt aldım.” Susan Sontag,  Alice Yatakta Annem bahar temizliğine başladığında ev bir şantiye alanına dönüşürdü. Yaş aldıkça sorumluklarımın derslerimi çalışıp saygılı bir çocuk olmaktan ibaret olmadığını anlamış, beş çocuklu, çilekeş bir annenin yükünü bir nebze olsun alabilir miyim telaşına düşmüştüm. Perdeleri takmak benim işimdi mesela. Bütün muhalefetime rağmen vazgeçmediği “duvar silme” işinde de kardeşlerimle beraber ön saftaydık. Konu komşu nezdinde “örnek çocuklar” olarak gözüksek bile, bu büyük temizlik ayininin her aşamasında mırın kırın ederdik aslında. “Ev temiz zaten, ne gerek var?” ya da “Daha iki ay önce bayram temizliği için evi altüst etmedin mi anne, bahar da neymiş?” Bu türden söylenmelerimiz yerini bulmaz, tebessümle karşılanırdı. Ama bazen de lafını esirgemezdi: “Sen ne anlarsın salak oğlum, çok konuşma da şu bezi sıkıp getir bakalım...” Yerlerin ikinci silinişinden sonra halı...