Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Şubat, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kır Ağı'ndan Fragmanlar (Seyhan Erözçelik, 1991)

“Cenin, korunmuş ve bir çocuğun mülkiyet duygusuyla saklanmış cenin, bu ortamda çürüyene dek dursun, kurusun,korunsun.”
*
"O yaralı ece, çıldırmış gündüz, İstanbullu o orospu; kirpiğin her kapanması o, ıskalanmış bir düş– acısıdır haça gerilmiş kentin."
*
"İ(n)sa(n); çarmıhlı kentimin acısı, düşümde gördüm, sarı bir gündüzde bitmiş. Uyandım, baktım, güneş doğmuş."
*
"İki sigara ve gong! Karanlıkta ıslanıp ışıldaması uzak gözlerin. Akşamüstü. Akşamdüşü."
*
"Kırık camlarını topla Karanlıkta ıslak gözlerimizin"
*
"gece.bir fincan çay.eller.gözler. sevgi.istanbul.pera.düş.gece
Hepsi, hüzün ve hece."
*
"Düşe-kalka yürüyen gün elinde bitmiş bir şişe yüreğinde bir çiçek sap– lı uzanıvermiş yere"

Kül İzi'nden Fragmanlar (Ayten Mutlu, 1993)

kalırsan akşam ve bulut ve gökyüzü ve çimen ve gözyaşı ve kahkaha ve hüzün ve yalnızlık -o gizi ömrümüzün- bu eski hikâyede ne varsa yaşanmayan başlayacak birazdan
gitme

*

ah, sen delikanlı açkısı ortaçağ kilidinin çığlığımda kül izi o, atlarla gidilen yangın denizlerinde

*

sorma her sevişmek biraz da aramak değil midir aşkın ayak izini?

*

herkes kendine gitti, çürüdü hüzün bile aşk belki de hiç yoktu, bir düştü anımsanan yarım kaldı şiirlerim evrak masalarında yoruldu sesim dönüp kendini aramaktan

*

şu "seni seviyorum"lar çatlatacak beynimi nasıl kekemelik bu, yüreğimin sesinde eskimemiş sözlerle nasıl söylenir sevgi

Cahit Sıtkı Tarancı Kolombiyalı Bir Şairin Şiirinde...

ZORDUR KİŞİNİN İŞİ GÜCÜ ZOR
“Vivir es algo a lo que nos habiamos acostumbrade” Alıştığımız bir şeydi yaşamak * Cahit Sıtkı Tarancı
Zordur kişinin işi gücü, zor. değil mi Segio? Yaşarız hak etmesek de: aşk olur bazen nedeni bunun saatlerimizi umutla doldurur ve inancı yağmurun geceye ettiğini edip tarifsiz hüzünlere boğar bizi Bazen de sivri bir kılçık olup gelir acı göğsümüze saplar direksiz bayrağını: ve işte o zaman hatırlarız yitirdiğimiz mutluluğu. Bazen de hayat, o bilinmeyen kıvrımlarında pırlantalar gibi sakladığı iyiden güzelden ne varsa şımartırcasına yağdırır üstümüze, çarçur ederiz, tıpkı çocuklar gibi bilmeden hiç, bir gün yerinden yurdundan olmuş o ilk kişi gibi bizi de hayat yanımıza arkadaş diye yalnızlığı katarak bırakabilir ortada, bir gece karanlıkta.
Zordur kişinin işi gücü, zor. değil mi Segio? Yaşarız ve hak etmeyiz, unuturuz, unutulmuş olmanın acısını çekeriz. çapraşık labirentlerde kayboluruz, bazı bazı aşk olur kurtarıcımız.
Ne var ki sonunda ölüm son noktayı koyar kanımıza o zaman çaresiz…