Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mayıs, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Juan Carlos Onetti: Sınırlarötesi Bir Pezevenk

Juan Carlos Onetti... Münir Göle’nin Vargas Llosa’dan ‘arakladığı’ şekilde söylersek: sınırlarötesi bir pezevenk!
'94 yılında 85 yaşındayken ölen Uruguaylı yazar Onetti'nin Türkçeye çevrilmiş –Latinamerika’ya dair antolojilerde yeralmış tek tük öyküleri dışında– hiçbir eseri yok. (Aa, ne kadar ilginç…) İlginç bir insan Onetti, ayrıca!.. Farz-ı muhal; insanları “hoşgörme” eğilimindense “horgörme” eğiliminde bir yazar. (Edhem Eldem hocanın kulakları çınlasın!) Yazarın dostlarından, Nobelist romancı Mario Vargas Llosa'nın Onetti ile ilgili bir de kitabı vardır: Juan Carlos Onetti - Kurguya Yolculuk. Llosa burada, Onetti kahramanlarının en yüce amacının pezevenk olmak olduğunu söyler. Der ki; Onetti’nin kurgusu boyunca görürüz ki, ‘gerçek yaşam’ın ‘başarılı’ kabul ettiği kişiler (avukat, doktor, mühendis vs.) bir fahişenin peşi sıra, işi gücü, çoluğu çocuğu, herşeyi terk edip giderler ve romantik bir aşk yaşadığı kadınının pezevenkliğini üstlenirler.
(Tam da bu noktada bir okuma…

John Field'çün

John Field, geceye dair duyguları ifade eden besteya da kısaca,gecemüziğiolarak adlandırılabilecek bir müzikal kompozisyon türü olan ‘noktürn’ün ('nocturne') mucididir.
Romantik dönemin pek mümtaz bestecilerinden biri olduğu haldeChopin,Schumann,Brahms,Lisztgibi 'takipçilerinin' gölgesinde kalmış, demeyelim de, bu isimlere göre 'daha az tanınan' İrlandalı besteci ve piyanisttir kendileri.
Noktürn, daha çok Chopin ve Rus ekolüne mensup bestecilerin eserleriyle tanınmış bir kompozisyon türü olsa da, bütün eserlerini piyano için yazmış olanField'in noktürnleri, 'sahih' bir klasik müzik meraklısının gözden kaçırmaması gereken yapıtlardır, diye düşünüyorum.



Bediüzzaman ve Kediler

Kur'ân'ın hayvanlara verdiği öneme paralel olarakBediüzzaman Said Nursîde eserlerinde ve hayatında hayvanlara çok önem vermiştir.Risale-i Nur'da zikredilen hayvan isimlerinin bazıları şunlardır: Arı, akrep, aslan, at, atmaca, balık, böcek, bülbül, camus, ceylan, çekirge, deve, devekuşu, fil, gergedan, güvercin, horoz, hüdhüd, ipekböceği, kaplan, karınca, kartal, keçi,kedi, keler, köpek, koyun, kuddüs kuşu, kurt, kuş, maymun, öküz, örümcek, papağan, pire, serçe, sinek, sivrisinek, sığırcık, tavuk, tavus, tilki, yarasa, yılan, yıldızböceği...
(Biz bu fasılda yalnızca kedi bahsine değineceğiz.)
***
Bediüzzaman, hayvanların Allah’ın memurları oldukları, O’na aynadarlık yaptıkları ve O’nu tesbih edip zikrettikleri konusu üzerinde ısrarla durarak, insanları lüzumsuz yere hayvanları öldürmekten ve onlara zarar vermekten men ediyor veya en azından onlara bir hayvanı öldürürken ne kadar büyük bir cinayet işlediklerini hatırlatıyor.
***
Bediüzzaman’a göre kediler de Allah’ı tesbih edip…

Ramazan Bayrakoğlu Resimleri

Hayatı kaymış kırık erkeklerin ve duyarlı kadınların nazik ressamıdır Ramazan Barakoğlu.  
İlginç ve özgün bir tarzı var.  Bi’ kenara atılıvermiş gibi duran kırışık çarşafları andırır resimleri... Bir gün bir resmini satın almak harika olurdu doğrusu.

Kordon'da yürüyüp duruyormuş oğluyla, görenler selâm etsin.  







Kendisiyle yapılmış bir röportaj içinburaya tıklayınız.


Yolda Yürürken Kendi Kendine Konuşmak

Kısa ya da uzun, tek bir yolculuğum yoktur ki ilk adımından yolculuğun sonsaniyesine kadar kendimle konuşmadan, tartışmadan geçmiş olsun…
Bu konuda, artık, yılların verdiği bir tecrübeye ve çevikliğe sahibim diyebilirim.
Örneğin sırf bu yüzden cep telefonum her daim ‘sessizde’ olur.
Şöyle: yoldayım, yürüyorum yine (güzel yürürüm)... Birdenbire (Çehov’u hatırladın mı burada?) ne idüğü belirsiz bir anı yıllar öncesinden gelip musallat oluyor. Komik yahut değil… Ya da bayat diyelim.
Şimdi ner’den, nasıl buldu beni? Ben onu çoktaaaan unuttum sanıyordum. Hatta unuttuğumu bile unutmuştum...
İşte o an çevredeki alelade bir görüntü bile beni o an ‘çatlatacak’ gibi oluyor.
Dilimi ısırıyorum olmuyor, yanaklarımı çiğniyorum olmuyor, patlamak üzereyim...
Eyvah!
Yoldan gelip geçen herkesin bana baktığı, işkillendiği hissine kapılıyorum. Bakıyorum olacağı yok…
Hemen çıkarıyorum cebimden telefonu, dayıyorum aceleyle kulağıma ve başlıyorum: HAHAHAHAAA demek öyle dedi ha… HAHAHAHAAA!

Bu da bir çeşit delilik gal…