Ana içeriğe atla

[Sarah Kane İçin Sonsuza Giden Bir Şiir Taslağı]


… ve kaybolmak istiyorum ve karşında soyunmak ve sana çok güzel giyindiğini söylemek ve saçlarını tararken seni seyretmek ve saçlarını bozmak ve avucunu öpmek ve seni dışarı çıkarmak ve kokunu sürünmek ve açlığını hissetmek ve seninle bir dağı seyretmek ve geçmişi düşünüp üzülmek ve kâğıt yırtmak ve seni kucaklamak ve hafifliğine gülmek ve sana filmlerde gördüğüm hikâyeleri anlatmak ve seninle dans etmeden eski şarkıları dinlemek ve şarkılardan sıkılmak ve gazetelere küfretmek ve ayaküstü rüya görmek ve sana kahvaltı hazırlamak ve sütünü dökmek ve yaşadığımız ülkeyi terk etmek ve aç karnına sigara ve sigara ve sigara içmek ve senin sigaranı içmek ve ateşi beklemek ve sana korkularımdan bahsetmek ve seni doktorlardan uzak tutmak ve sana nasıl baktığından bahsetmek ve uyumaktan nasıl korktuğumu sana belli etmek ve boynuna dişlerimi geçirmek ve parmaklarımla her bir santimini kat etmek ve sana senin bacaklarını, burnunu, alnını, uçlarını, bileklerini, kalçalarını, dudaklarını, dizlerini ne kadar çok sevdiğimi ve ailen seni merak ettiğinde ve komşularımız bizi şikâyet edince seni sahiplenmek ve yeniden uyumak ve öylece oturmak ve eve dönmemen için elimden geleni yapmak ve gittiğinde üzülmek ve döndüğünde sevinmek ve senin için bir çift göz çizmek ve randevularını iptal ettirmek ve seni dans etmemek için ikna etmek ve seni üzdüğüm için üzülmek ve sen affettiğinde üzülmeye devam etmek ve senin siyah beyaz fotoğraflarını çekmek ve seni tanıdığım için sevinmek ve seni fısıltılarından tanımak ve seni anlamak ve seninle olmak ve sakallarımı yanaklarında gezindirmek ve hoşlandığında sessizce gözlerine bakmak ve gözlerine rengini veren ışığı aramak ve bulamamak ve devam etmek ve saçlarını neden hiç bağlamadığını düşünmek ve neden hiçbir yerin yerlisine benzemediğini ve sende tanrı’nın ihtişamını gördüğümü söylemek ve sakın beni bırakma diye ellerini tutmak ve seni kendime çekmek ve seni göğsüme bastırmak ve kokunu emmek ve saçlarını öpmek ve seni gıdıklamak ve seni insanlar içinde utandırmak ve seninle gurur duymak ve seni daha çok kızdırmak ve ağlamak ve beraber ağlamak ve burnumu silmene müsaade etmek ve seni eve götürüp asmak ve uyumanı seyretmek ve açıkta kalıp öksürmek ve uyanışını seyretmek ve terini dudaklarımda eritmek ve gülümsediğinde ölmek ve gülümsemeye devam ettiğinde seni öpmek ve beni reddettiğinde bunun nedenini bilmiyormuş gibi yapmak ve sana küsmek ve seni azarlamak ve seni pişman etmek ve beni olduğum gibi kabul etmediğin için sevinmek ve sana anneannemin beni ne çok sevdiğinden bahsetmek ve senin için yazdığım şiirlere neden hiçbir şey söylemeden güldüğünü sormak ve bundan memnun olduğumu söylemek ve beni çok iyi tanıdığını bilmek ve düşüncelerimi okuyabilmene şaşırmak ve sana seninle arama hiçbir şeyin girmesini istemediğimi anlatabilmek ve yataktan kalkmamız gerektiğini sana unutturmak ve sen her şeyi unutmuşken yataktan kalkmak ve seni çocuklar gibi ağlatmak ve kollarına dönmek ve hiç hediye almamış biri olduğumdan bahsetmek ve bana verdiğin tüm hediyeleri sana geri vermek ve onları ilk günkü gibi tekrar hediye etmeni istemek ve artık dünyadan çıkamayacağımızı sana söylemek ve seni korkutmak ve teselli etmek ve sana evlenmekten korktuğumu söylemek ve sana evlenme teklifinde bulunmak ve yine sana daha büyük korkularımdan bahsetmek ve seni vazgeçiremeyeceğimi anladığım için sevinmek ve seninle tekrar evlenmek ve sessizce içimizdeki boşluğu düşünmek ve bana emirler yağdırmanı beklemek ve küçük sevgi sözcükleriyle yetineceğini düşünmek ve birbirimize sarılmak ve kendimizi güvende hissetmek ve açlığımı hissetmek ve sana uzun uzun sevmediğim yönlerimi anlatmak ve senden onaylamanı istemek ve sana kırılmak ve beni sevdiğini bilmek ve sana bütün noksanlığımla verebileceğimin en iyisini vermek ve bunun için çabalamak ve başarısız olup beni teselli etmeni beklemek ve sorularını dinlemek ve onlara uzun cevaplar vermek ve beni dinlemeni izlemek ve yeni sorular sormanı beklemek ve söylediğim hiçbir şeyi unutmamanı istemek ve sen unuttuğum bir cevabımı hatırlattığında müşfikçe kulaklarını dişlemek ve gülüşünü dinlemek ve dürüst cevaplar verip seni kırmak ve ısrar etmenin bir yararının olmayacağını sana anlatmak ve sana kim olduğumu hatırlatmak ve birbirimizden ayrı kalmamızın en doğrusu olduğunu anlatmaya çalışmak ve bunun için daha çok çaba sarf etmek ve seninle anlaşılmaz bir dilde konuşmak ve anlarmış gibi yapmak ve seninle sabah ezanını sevişerek karşılamak ve bir şekilde bir şekilde bir şekilde senin için duyduğum baskın olan ölmeyen üstün gelen koşulsuz her şeyi içeren gönül zenginleştiren ilham veren devam eden asla sona ermeyen aşkın bir kısmını sana iletmek ve sana teşekkür etmek.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

[...] Günce

M. Milât Özçelik [22 Eylül 2023 – 8 Mart 2024]   ~  B İ T T İ  ~   23. Hafta & 24. Hafta   Temmuz ayının o güzel, sıcak günlerinin birinde, 'dünya hayatım' için işbaşı yapar gibi, bir pazartesi sabahı doğmuşum, 25 Temmuz 1988'de. Belki de bundan, yaz günlerini çok severim. Güneşten şikâyet eden biri olmadım hiç. Yazın bitimiyle beliren sonbaharı sevmeyişim de yine bundan olsa gerek. Sonbaharın gelişiyle hissettiğim şey hüzün değil, düpedüz üzünçtür. Tabiatın sonraki adımını, kışı düşünüp iyice üzülürüm. Bütün kışlarım üzgün geçer. Derken ilkbahar gelir. İlkbaharı yazdan da çok severim. Çiçeklenen ağaçları izlemeye, kuş seslerini dinlemeye, çimlenen toprağa bakmaya doyamam. Yeşilin bütün tonlarını severim. İlkbaharda göğün rengi bile açılır. Kışın kasveti dağılmış, öfkesi dinmiştir. Yer gök ferahlar, tabiat gibi insan da gevşer, hafifler... Çocukluğumun yarısı, bir gölgeye uzanıp o berrak göğü izlemekle, onu anlamaya çalışmakla geçti. Geniş zamanlardı.   Bir özel hastan

Yusuf Atılgan'ın Bütün Şiirleri (ve Birkaç Soru)

Ölü Su İçsin mi kansıcağı ikindilerde İki ucu denizsiz çay suyundan Dört boynuzlu yörük öküzü Çıkamaz ininden yaz uykusunda çakıroğlan duvarda çamursarısı sidikkızılı boynuzbozu bir ölüdoğa sıvanın altında kim var Susuz aç kim gizliyor olumlu tarhanayı sevimli ifritlerden as kendini çakıroğlan bir türküde oturacaksın yapayalnız sabah çayları bir türküde üzüm Kısır tarlada gereksiz bir kaya ya da İskender sininde bir kabartma taşdonuğu (yaşadıydı Karacoğlan Kızı Yunus karıncası kansıcağı ikindilerde harman kaşıntısı) Kendir saplarıyla asılmış uzarken yarı yolda Suçluyum sayın yargıç bir zurnacı çingene ısmarlayın ipime Ya siz sayın Yargıç? Yusuf Atılgan [Yazı Dergisi,   Sayı 1,   1978.] * Ayrılık Doğu yeli esiyor karşıdan kirpiklerim tozlu Ergin başaklar geçiyor iki yanımdan Sensiz Bir serin denizde misin kumda mısın Öyle mi omzunda kuruyan deniz tuzu Bensiz Çorak tarlada geçkin bir at çakalı Bir telli ka

Ergin Altay ile Rusçadan Türkçeye Çeviriler Üzerine Bir Röportaj / M. Milât Özçelik

Ergin Altay 1937'de Edirne'de doğdu. Babasının devlet memuru olması nedeniyle çocukluğu Anadolu'nun çeşitli kentlerinde geçti. 1953''te Kuleli Askeri Lisesi'ne girdi. Orada kendi isteğiyle yabancı dil olarak Rusça'yı seçti. 1956'da DTCF Rusça bölümünden mezun oldu. Askeri Lise'de Rusça öğretmenliği yanında Rusça'dan Türkçe'ye çeviri ile ilgilenmeye başladı. İlk çevirisi Yusuf  Ziya Ortaç'ın  "Akbaba"  dergisinde yayınlanan Zoşçenko'dan bir öyküdür. Daha sonraları özellikle Dostoyevski ve Tolstoy başta olmak üzere çeviriler yaptı. Puşkin, Gogol, Çehov, Gonçarov, Lermontov, Gorki, Bulgakov, Turgenyev çevirdiği diğer yazarlardandır. Mesleğini günümüzde de sürdürmektedir.  * Rusçadan Türkçeye çok sayıda kitap çevirdiniz. Neredeyse tüm klasik Rus edebiyatını sizin çevirilerinizden okumak mümkün. Rusça’dan Türkçe'ye yaptığınız çeviriler için neler söylemek istersiniz? Mütemadiyen karşı karşıya kaldığınız so